3 - 6 YAŞ ARASI

 

YUVAYA  İLK  BAŞLADIĞI  GÜN, SON  DERECE  HEYCANLI  VE  SEVİNÇLİ  GÖRÜNÜYORDU. AMA  ERTİSİ  GÜN  BEN  UZAKLAŞIRKEN  UMUTSUZCA  AĞLAMAYA  BAŞLADI.

NE  OLDU ??

·      Hemen, hemen  bütün  çocuklar  yuvanın  ilk  gününde, yaşadıkları bu  yeniliği  heyecan  ve  sevinçle  karşılar. Ama  işler  iki – üç gün  içinde  bütünüyle  değişebilir. Üstelik  bu, çok  sık  görülen  bir  durumdur. Birlikte  yaşamanın  basit  de  olsa  birtakım  kuralları  vardır  ve  çocuklar  bunları  yorucu  yada  sıkıcı  bulabilir. Bu  noktada  yeniden  ‘ küçülmek ’ ve  evde  kalmak  isteği  doğal  olabilir. İlk  bakışta  sıraları, tahtayı, kalemleri  protesto  ediyor  gibi  görünse de , iyice  düşünüldüğünde  aslında  ilk  günlerde  çok  eğlendirici  bulduğu  bütün  o  arkadaşları da  istemediği  anlaşılır. Bu  duyguya  çoğu  zaman  terk  edilmenin  verdiği  sıkıntı da  eklenir. Çocuk  annesinin  bir  daha  onu  almaya  gelmeyeceği  kuşku  yada  korkusunu  yaşayabilir. Hiç  telaşlanmayın, bütünüyle  normal  bir  kriz  anıdır  ve  kısa  sürede  geçecektir. Ancak  bu  hassas  dönemde  çocuğunuza  gerçekten  yardımcı  olmak  istiyorsanız, şevkatli, anlayışlı, aynı  zamanda  da  kararlı  olmalısınız. Çocukta  en  küçük  bir  kararsızlık  duygusu  uyandırmamalı, onun  için  endişelendiğinizi  hissettirmemelisiniz. Aksi  taktirde  sıkıntısı  artacak  ve  okula  isteyerek  gitme  zamanı  birkaç  ay  daha  ertelenecektir. Bunun  dışında, dalga  geçmek, daha da  kötüsü, ağladığı  için  kızmak  son derece  yanlıştır. Üç  yaşına  gelmiş  bile  olsa, henüz  küçük  olduğunu  ve  ondan  yetişkin  gibi  bir  duygusal  kontrol  beklemeyeceğinizi  hiçbir  zaman  unutmayın. Bu  durumda  en  doğru  yaklaşım, tatlılıkla  teselli  etmek,

Örneğin ; ‘ Biliyorum  bu  sabah  pek  okula  gitmek  istemiyorsun. Bazen  bende  işe  gitmeyi  pek  istemiyorum, ama  sonra  geçiyor. Göreceksin  seninki de  geçecek ’ diyebilirsiniz  ve  onu  okula  bırakırken, yaptığınız  işten  memnun, son  derece  mutlu  ve  neşeli  görünmeye  çalışmalısınız...

 BENDEN   AYRILMASINA   DAHA  AZ   ÜZÜLMESİ  İÇİN  NE  YAPABİLİRİM ??

 ·      Her sabah  içinde  küçük  bir  sürpriz  bulunan  ve  siz  gittikten  sonra alabileceği,    minik  bir  paket 
( en  azından  ilk  on  gün için ) vermeye  ne dersiniz ? Bu  şekilde  yuvaya  gidişi  çok  daha  hoş  ve  sevimli  bir  deneyim  haline  gelebilir. Bir  başka  yöntem de  önlüğünün  cebine  yada  çantasına  sizin  için  çok  değerli  olan  bir  şey  ( örneğin  telefon  defteri ) koymak  ve  siz  dönünceye  kadar  çok  iyi  saklamasını  istemek  olabilir. Böylece  annem  telefon  defterini  bana  bıraktı. Demek  ki  mutlaka  dönecek  mantığını  yürütür  ve  sizden  uzaklaşma  duygusu  eskisi  kadar ‘ ‘ ürkütücü ’ gelmez. Bütün  bunların dışında, ilk  10 yada  20 gün, yuvaya  yalnızca  sabahları  geç  göndermek, öğleden  sonraları  erken  almak  da  alışma  devresinin daha  sorunsuz  geçmesi  açısından  faydalı  olacaktır.

 YUVAYA  GİTTİĞİ  İÇİN   DAHA   ÇABUK  MU  OLGUNLAŞIR ?

 ·      Yuvadaki  etkinlikler, eğitmenlerin  verdiği  ‘ bilgiler ’ ,çocuğun  sürekli  olarak  kendini  diğerleriyle  karşılaştırma  fırsatı  bulması, doğal  olarak  daha  kısa  zamanda  belli  bir  bağımsızlık  kazanmasını  sağlar. Çevresine  iyi  uyum  sağlayan  ve  istekli  bir  çocuğun  henüz  18 – 20  aylıkken  altını  ıslatmamayı, 1,5  yaşına  doğru  da  ortalığı  fazla  batırmadan, kendi  başına  yemek  yemeği  öğrenmesi  çok  kolaydır. Ancak  bu  ‘ becerileri ’ edinmek  için  fazla  bir  ilgi  göstermiyorsa  ısrar etmek  kesinlikle  doğru  olmaz. Unutmayın, her  çocuğun  kendine  özgü, özel  bir  gelişme  ritmi  vardır  ve  bütün  çocuklar da  büyümek  için  aynı  aceleyi  göstermez. Belli  bir  bağımsızlık  düzeyine  ulaşma  isteği,  çocuğun  kişiliğiyle  çok  yakından  ilgilidir: hırslı  bir  karakteri  varsa, arkadaşlarını  hep  geçmeye  ( ben  altımı  ıslatmıyorum, sizden  daha  iyiyim ) çalışacaktır. Ama  rekabetçi  bir  kişiliği  yoksa, aksine  uysal  ve  sakin  bireyse,  bezinden  ayrılmamayı  ve  en  azından  2  yaşına  kadar  kendi  yemektense  sizin  yedirmenizi  tercih  edecektir.

 SON  DERECE  BASKICI.  HEP  KENDİ  DEDİĞİ  OLSUN  İSTİYOR.  YUVA  ONU  YUMUŞATABİLİR  Mİ ?

 ·      18  Ayını  doldurmuşsa  ( yani  yeni  bir  çevreye  girmeye  hazırsa ), yaşıtlarıyla  pek  fazla  oynama  fırsatı  yoksa,  aynı  zamanda, deyim  yerindeyse, ‘ felaket ’ bir  çocuksa, yuva  kuşkusuz  iyi  bir  fikir  olabilir. Böylece  hem  zamanının  bir  bölümünü  başka  çocuklarla  geçirme  olanağı  bulacak  hem de  onlarla  barış  içinde, bir  arada  yaşamayı  öğrenecektir. Ayrıca,  evrenin  merkezinin  kendisi  olmadığını da  anlayacaktır. Başka  çocukların  üzerinde  büyük  bir  etkisi  olmadığını  görerek, baskıcı  yönünü  törpülemeyi  öğrenecek  ve  ‘ dediğim  dedik ’ tavrından  uzaklaşarak, birlikte  yaşamanın  en  temel  kurallarına  uyma  zorunluluğunu  anlamaya  başlayacaktır.

 ÖĞLENLERİ  HİÇBİRŞEY  YEMİYOR. AÇ  KALMAMASI  İÇİN  NE  YAPMALIYIM ?

 ·      Öğle  yemeği  saati  aslında  sosyalleşme  sürecinin  temel  bir  unsurudur. Böyle  olduğu  içinde  çocuk  henüz  yuvaya  tam  uyum  sağlayamamışsa  yada  isteksiz  gidiyorsa, günün  en  zorlu  anlarından  biri  haline  gelebilir. Çocuk  kendisine  sunulan  yemeği  yemeyerek  yeni  urumu  protesto  etmektedir. Bu  tepkiyle  aslında, ‘ burada  olmaktan  hoşlanmıyorum. Bu  yüzdende  hiçbir  şeye  katılmak, hiçbir  şeyi  paylaşmak  niyetinde de değilim ’ demektedir. En  önemli  silahınızın  sabır  ve  anlayış  olduğunu  unutmayın. Yemek  yemiyorsa, kesinlikle  ısrar  edip  zorlamayın. Yuvadaki  eğitmenleri de  bu  konuda  uyarın  ve  çocuğun  davranışlarına  bütünüyle  kayıtsız  kalmalarını, olayı  görmezden  gelmelerini  isteyin. Hiçbir  şekilde  paniğe  kapılmayın. Hangi  çocuğun  birkaç  gün  bir  öğün  atladı  diye  açlıktan  öldüğünü  duydunuz ? Unutmayın, yemek  yemeyi  reddettiği  halde, ağzına  tıkmaya  çabalarsanız, durumu  daha da  kötüleştirmiş  ve  protestolarının  daha  uzun  süre  devam  etmesine  davetiye  çıkarmış  olursunuz. İsteği  dışında  davranmaya  zorlanmadığı  taktirde, çocuk  kısa bir  süre  sonra    yalnızca  okuldaki  öğle  yemeklerine  daha  kayıtsız  olmakla  kalmayacak, aynı  zamanda  diğer  çocuklarla  birlikte  yemek  yemenin  ne  kadar  zevkli  ve  eğlenceli  olduğunu  da  anlamaya  başlayacaktır.         

 YUVAYA  GİTTİĞİNDEN  BERİ  DAHA  SAKİN VE HUZURLU.

ÖĞRETMENLER  ONU  EĞİTMEDE  BENDEN DAHA MI  BAŞARILI ?

 ·      Çocuğunuz  yuvada  evdekinden  farklı  bir  ortamdadır. Her  şeyden  önce  koşma ve bağırma  olanağı  vardır. Ayrıca  gelişimi  için  son  derece  önemli  olan  bir  dizi  oyunu  oynama, duygu  ve  deneyimlerini  yaşıtlarıyla  paylaşma  fırsatına  sahiptir. Bir  başka  değişle, yetişkin  biri ile  birlikte  bir  apartman  dairesine  kapanıp  kaldığında  yapamayacağı ya da  çok  zor  yapabileceği  bir  çok  şeyi  yuvada  özgürce  gerçekleştirebilir. Büyün  bu  avantajları  yaşadıktan  sonra, enerjisini  doğal  ve  sağlıklı  bir  biçimde  boşaltabilir. Durum  böyle  olunca da, eve  döndüğünde  daha sakin, apartman  yaşamına  daha  uygun  oyunlarla  yetinebilir. Birçok  anne  ulaşılan  bu  sonuçtan  mutlu  olmakla  birlikte, çocuğunun  sakinleşmesi  ve  yumuşamasında  kendi  payı  bulunmadığı  için  yuvanın  bu  olumlu  etkisini  biraz  kıskanma  eğilimi  içine  girmektedir. Oysa, bu  gereksiz  duyguyu  bir  kenara  bırakarak, doğru  çözümü  bulduğu  için  sevinmesi  çok  daha  doğru  değil midir ?

 OKULDA  EĞİTMENLER  ÖĞLENLERİ  HER  ŞEYİ  SİLİP  SÜPÜRDÜĞÜNÜ  SÖYLÜYORLAR. AMA  AKŞAMLARI  EVDE  BİR  TABAK  BİR ŞEY  YEMEK  İÇİN  BİN  DEREDEN  SU  GETİRİYOR. NEDEN ?

 * Bu, yalnızca  yuvanın  ilk  yılında  değil, onu  izleyen, anaokulu  sürecindeki  iki  yılda da  çok  sık  görülen  bir  durumdur. Nedeni de, büyük  bir  olasılıkla, çocuğun  yuvada ‘ büyük ’ olduğunu  göstermesi, evde  annesiyle  birlikteyken de  yeniden  ‘ küçülmek ’ için  büyük  bir  istek  duymasıdır. Yemek  yemeyi  reddederek  annesinin  dikkatini  çekmekte  ve  tıpkı  küçüklüğünde  olduğu  gibi  kendisiyle  ilgilenmeye  zorlamaktadır. İşi  daha da  ileri  götürüp  annesinin  yedirmesini  ima  edenler, hatta  bunu  açıkça  dile  getirenlerde  vardır.  Size  çok  garip  bile  gelse,  çocuğunuzun  size  iletmek  istediği  mesaj  aslında  çok  açık  ve  nettir: ‘Bütün  gün  elimden  geleni  yaptım. Ama  artık  yeter ! Şimdi  yorgunum  ve  küçük  çocuk  olmak  istiyorum. İyisi mi  bu  durumu  hiç  önemsemeyin  ve  kayıtsız  kalın. Sonuçta  son  derece  normal  bir  ruh  hali  oluğunu  ve  mutlaka  geçeceğini  düşünüp  rahatlayın.